7 Mart 2016 Pazartesi

PAZARLAMA HEP VAR MIYDI YOKSA İCAT MI EDİLDİ




PAZARLAMA HEP VAR MIYDI YOKSA İCAT MI EDİLDİ


Hayatımızdaki bir çok şey gibi pazarlama da tarihsel süreç içerisinde ve toplumsal yaşamın değişmesiyle ortaya çıkmıştır. İnsanların topluluk halinde yaşadıkları ve kendi ihtiyaçları için gereken her şeyi kendileri sağladıkları dönemlerde pazarlama yoktu. Sanayi devrimi ile andığımız 17. yüzyılın ikinci yarısı ve 19 yüzyıldan itibaren üretim ilişkilerinin değişmesiyle birlikte üretim miktarı da artmıştır. Bundan önceki dönemlerde toplumlar hayatlarını sürdürmekte kendi kendilerine yeterliydiler. Sanayi toplumu öncesi dönemden önce bazı kaynakların ticari kapitalizm ya da merkantalizm diye adlandırdıkları (https://tr.wikipedia.org/wiki/Merkantilizm) dönemle birlikte günümüzdeki anlamına uygun diyebileceğimiz pazarlama faaliyetlerinin başladığını söyleyebiliriz. Sanayi toplumuna geçişle birlikte ihtiyaç fazlası üretimin olağanüstü bir hızla artırılmasıyla bu ürün yani meta dağlarının eritilmesi yani satılması, toplumlara pazarlanması gereği ortaya çıkmıştır.
Sanayi toplumu demek büyük kentlerin ortaya çıkması, fabrikaların kurulması, nüfusun kentlere akması yani kentleşmesi ve daha önce hiç olmadığı kadar kısa sürede ve daha önce hiç olmadığı kadar çok miktarda metanın üretilebiliyor olması demektir. Toplum ev, küçük atölye, tarım, dokuma tezgahı vb faaliyetlerle kendi kendine yeterli bir ekonomiden (ev ekonomisi) çıkıp sosyo/ekonomik bir düzene geçiş yapmıştır.
Diyebiliriz ki pazarlama kökten bir devrim gibi bir anda değil ama toplumsal yaşamdaki -özellikle üretim faaliyetlerindeki- değişikliklerle birlikte bu yeni sanayi toplumu ekonomisinin ihtiyaçlarına bir cevap olarak evrimleşerek ortaya çıkmış ve günümüze varmıştır.
Sanayi devrimi öncesinde toplumlar kendi kendilerine yeten insanlardan oluşuyordu. Bunlar, ihtiyaç duydukları besini, giyeceklerini, evlerini, gündelik hayatın sürmesi için gerekli araç gereci kendileri için ve ihtiyaçları oldukça, bu ihtiyaçlarını giderecek ölçüde üreten insanlardı. İhtiyaç fazlası ortaya çıkmadığı için de tecim yani ticaret ortaya çıkmamıştı. sadece malların değişimi söz konusu olabiliyordu. Aile, kabile yaşamı toplum yaşamına dönüştüğünde de bu kendi kendine yeten yapı sürüp gitmiş, üretilen her şey toplum üyeleri arasında paylaşılmıştır. İşte bu kendi kendine yeten toplumdan ihtiyaç fazlasını üretmeye geçen toplumlar ortaya çıkmaya başladıkça pazarlama faaliyetleri de görülmeye başlanmıştır. 
Örneğin ortaçağ avrupasında feodal yönetim düzeninin  hüküm sürdüğü kentler büyüyüp geliştikçe yerel pazarlar da büyümüş, gelişmiştir. Önceleri haftada bir kurulan pazarlar kentlerin nüfusu arttıkça daha sık kurulur olmuştur. Daha sonra perakende satış dükkanları ve malların stoklandığı depolar ortaya çıkmıştır. 18. yy başlarında bu pazarlara ilaveten, büyük ölçekli satışlar için fuarlar geliştirilmeye başlanmıştır. Burada daha çok kumaş, deri, kürk vb çabuk bozulmayan, dayanıklı mallar satışa sunulmaktaydı. İşte bu şekilde ortaçağ avrupasında örgütlü sanayinin ve uzman işgücünün temeli atılmıştır. 
Büyük ölçekli tecimle birlikte malların standartlaştırılması gündeme gelmiştir. Bu önceleri toptan elişçiliği şeklinde, ailelere veya küçük gruplara hammadde verilip ücret ödenerek gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama ortaya bağımsız üretici kişileri ve grupları çıkarmıştır. 18. yy ın ilk yıllarında başlayan sanayı devrımı ve fabrika düzeninin gelmesıyle ticaret için yeni bir yol açılmıştır. Makine gücüne dayalı fabrikalaşma sonrası üretim nicelik olarak hızla artmıştır. Bu dönemin ekonomik aklının şiarı "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" şeklinde sloganlaşan anlayışla tarif edilebilir (.http://www.yediyedi.com/gournay-vincent-birakiniz-yapsinlar-birakiniz-gitsinler-birakiniz-gecsinler/).
Şunu söyleyebiliriz ki pazarlama yığın ya da seri üretimin bir sonucudur. Zira fabrikaların üretime girmesiyle birlikte üretim süreçleri ve buna bağlı olarak ekonomi son derece karmaşık bir duruma gelmiş ve üretici ile tüketici arasındaki uzaklık artmıştır. Dolayısıyla üretilen malların insanlara ulaştırılması, üretilen mallardan müşterilerin haberdar edilmesi yani sonuç olarak bu yığınsal malların pazarlaması ve dağıtımı önem kazanmıştır. İlk dönemlerde bu faaliyeti toptancılar yerine getirmeye başlamışlardır.Çünkü toptancılar pazar bilgilerini üreticilere sunan ve malların satış koşullarını belirleyen kişiler olarak faaliyet göstermekteydiler. Perakendecilerle temas halinde olan, onlarla işbirliği yapan, satış miktarı ve fıyat konusunda etkin olabilen onlardı. Bunlar ve daha başka benzeri nedenlerle diyebiliriz ki toptancılar pazarlama yöneticilerinin öncülleri olmuşlardır.
Çağdaş pazarlama 1. dünya savaşından sonra gelişmiştir. 

Bütün bunlardan aşağıdaki sonuçları çıkarmamız mümkündür:

1- Önce uluslararası tecim sonra da ulusal pazarlama gelişmiştir.
2- Sanayi devrimi ile yığınsal üretim mümkün olunca, üretilen bu malların satılması için pazarlama eylemlerine ihtiyaç duyulmuştur. Pazarlama eylemlerinin gelişmesi ile de üretimin artırılması gereği ortaya çıkmıştır. Yani pazarlama faaliyetleri ve üretim faaliyetleri karşılıklı etki ve tepki mekanizmasıyla birbirini besleyerek günümüze kadar gelmiştir.